künh.

künh.

herkesin kendi sesiyle yazabildiği bir yer.

Sunucuda bakım olacak 1-2 saat kapalı olacağız ve uygulamadan giriş yapanlar tarayıcıdan giriş yapıp uygulamayı güncellemeleri gerekecek. Duyduk duymadık demeyin :d Uygulamadan girenler bir süre erişim dışısınız..

Terapideyim🤭 Bunu ilk defa deniyorum Umarım olur.

Şundan yapacak biriyle

Neyse çıktımm bai

bir şey daha

takip ettiğiniz kişinin gönderilerini kaçırmayın diye herkesi bloguna zil eklendi, tumblr'dan alışkın olduğunuz bir özellik.

💭 bir anonim dedi ki:

"blogun ne güzel oldu ya.. renkler, içerikler falan.."

Yiaa teşekkürler 🎀🐥 beğenmene sevindimmmm şapşal 💓

Şu aralar midem bulanıyor, içimde bir huzursuzluk var ama nedenini bilmiyorum. Her şeye sahibim; ailem, arkadaşlarım, sıcak bir yatağım var. Ama bir şey eksik gibi. Adını koyamadığım bir şey. Moralimin bozuk olduğu zaten belli, hele Arka Sokaklar final yaptığından beri… Cuma akşamı rutinimi elimden aldılar.

Bir patlıcan patlıcana demişki -bir gün sende patlican

Takipleşecekler var mı???

İnsan nedir bilir misin Olric - Nedir efendimiz? Ağaçları kesen ve kestiği ağaçlardan kağıt yapıp "ağaçları koruyunuz" yazanlardır

kaç kişiyiz biz burda

Yakamoz ışığı 🐥

Yenj güne hazır değilim.

bir pencereden hava aldım: kahve bitmiştir, kabulleneceksin

günaydın. ofise geldim. sabah uyandığımda ilk düşündüğüm şey ne kadar erken olduğu değildi; çünkü erken değildi aslında. saat olması gereken saatti. dünya dönüyordu, güneş doğuyordu, insanlar işe gidiyordu. ben sadece bütün bunların arasında gözlerimi açmış bulunuyordum ve bundan kimseye bir fayda yoktu. kalktım. duşa girdim, çıktım, su içtim. her sabah iki bardak su içecek kadar susamış biri değilim, zorunluluk bu. kireç kokmayan suları severim. onunla kahve yaptım. kahveyi içerken pencereye baktım. hava güzel. böyle insanın dışarı çıkıp hayatını düzene sokası geliyor. sonra tekrar içeri baktım, masayı gördüm, bilgisayarı gördüm, evimde dört tane bilgisayarım var, windows, linux, linux, mac. bir de dün bıraktığım şeyi gördüm. hayatımı düzene sokmayacağım. bugünlük böyle kalsın. demiştim ya, sonbaharda ofise yürüyerek gideceğim diye. al işte. ofise geldim sonra. yolda bir kedi gördüm. kedi bana baktı. ben kediye baktım. ikimiz de birbirimizden herhangi bir beklenti içine girmeden yollarımıza devam ettik. insanlarla da böyle anlaşabilsek keşke. birbirimize bakıp "sen de buradasın demek" deyip geçsek, ama yok. nasılsın? iyiyim. sen? ben de iyiyim. iyi. iyi. iyi. sanki iki dakika sonra biri "aslında hiç iyi değilim" diyecek ve hepimiz işimizi bırakıp yere oturacağız.. neyse. ofise girerken birileriyle günaydınlaştım. "günaydın" dedim. günaydın. ne güzel kelime. insan daha günün nasıl geçeceğini bilmeden karşısındakine aydınlık diliyor. bir de "günaydın" demenin mecburiyeti var. sabah birbirimizi görünce illa bir şey söylememiz gerekiyor. sessizce geçip gitsek olmuyor. insanlık sözleşmesinde var herhalde. günaydın. günaydın. günaydın. günaydın. bir süre sonra kelime anlamını kaybediyor. günaydın günaydın günaydın. ne diyorum ben? neyse. kahve aldım. bilgisayarı açtım. bilgisayar açılırken ona baktım. o da bana baktı. ikimizin de çalışmak istemediği çok belliydi, ama aramızda bir iş ilişkisi olduğu için bunu konuşamadık. sonra bir dosya açtım. dosyanın içinde başka dosyalar vardı. onların içinde de başka şeyler. bir ara kendimi bilgisayarın klasörlerinin arasında kaybolmuş buldum. insan hayatının anlamını ararken yanlışlıkla "2025_final_son2_gerçekson_son" isimli klasöre giriyor. içinden hiçbir şey çıkmıyor. çünkü hayat gibi o da boş. biraz çalıştım. sonra kahve içtim. sonra tekrar çalıştım. sonra kahvenin bittiğini fark ettim. bunun üzerine kısa bir yas tuttum; çünkü bazı şeyler insanın başına gelir ve yapılacak hiçbir şey yoktur. kahve bitmiştir düşünsene. kabulleneceksin. kahve yaptım tekrar. kahve makinesinin başında beklerken dışarı baktım. bir ağaç vardı. bayağı güzel bir ağaç. mor akasya. insanların ağaçlara ne kadar az baktığını düşündüm. hep yanından geçiyoruz. ağaç orada. yıllardır orada belki. biz her gün başka bir şey yetiştirmeye çalışırken o bildiğin büyüyor. kimse ona "bugün ne yaptın?" diye sormuyor. ağaç da çok memnun bence bu durumdan. sabah kalkıyor, güneş var. akşam oluyor, güneş yok. arada rüzgar çıkıyor. bazen yağmur yağıyor. bazen bir kuş geliyor. gayet iyi. ben de biraz ağaç olmak istedim. sonra düşündüm. yok. ağaçların da sorumlulukları var. yaprak döküyorlar, çiçek açıyorlar, meyve veriyorlar. bir de buduyorlar bunları. budanmak istemiyorum. sevgilimden ayrılırım yeter bana. insan olarak devam. sonra telefona baktım. bir mesaj vardı. cevapladım. sonra başka bir mesaj geldi. onu da cevapladım. sonra biri bir şey sordu. cevap verdim. sonra başka biri başka bir şey sordu. bir noktada herkesin birbirine soru sorduğu, ama kimsenin cevaplardan tam olarak emin olmadığı bir sistemin içinde yaşadığımızı fark ettim. dünya böyle dönüyor herhalde. soru. cevap. başka soru. başka cevap. arada yemek. sonra tekrar soru. soran daha çok biliyor cevabı, yaptığı tek şey suç ortağı bulmak. bir ara dışarı çıkıp hava almak istedim, ama ofisten çıkarsam geri dönmem gerekirdi. bunu göze alamadım. pencereden hava aldım. işe yaradı. biraz. sonra müzik açtım. güzel bir şarkı çıktı. bir süre dinledim. sonra şarkı bitti. insanların şarkıları üç dakika yapması çok tuhaf. üç dakika boyunca bir duyguyu taşıyorsun, sonra bitiyor. halbuki bazı duygular üç dakikadan uzun sürüyor. bence şarkılar biraz daha sorumlu davranmalı. neyse. şimdi burada oturuyorum. kahvem masada. bilgisayar açık. dışarıda güneş var. ağaç hâlâ orada. ben de buradayım. büyük bir olay yok. kimse dünyayı kurtarmadı. ben de kurtarmadım, çok da şeyimdeydi dünya çünkü. hatta henüz maillerin hepsini bile açmadım, ama sabah oldu. geldik. uyandık. kahve içtik. birbirimize günaydın dedik. belki bugün öyle çok güzel bir gün olmayacak. belki olacak. nereden bilelim? günün daha başındayız. daha başımıza gelecek şeyleri bile bilmiyoruz. o yüzden şimdilik fazla kurcalamıyorum. bırakıyorum biraz. gün kendi kendine aydınlansın. ben de işime bakayım. günaydın canım benim. bu sefer gerçekten günaydın.

Sellamm yeni geldimm nerdesinizzz

Evet ben aktif olmaya başladım artık

- "Sessizsin..." - "Gelende çok mu gevezeyim?" - "Gözlerin sessiz... Ruhunu duyamıyorum."

Olduğun kişiden çok uzaksın .

💭 bir anonim dedi ki:

"hoş geldinn, nasıl buldun burayı zjcnxnxnnx"

Mis mis

Benim en büyük yeteneğim yorulmak. Gayet profesyonel yoruldum.

Zaten insan sevmiyorum bir de bunun kaldırımda yavaş yürüyen versiyonu var🤷🏻‍♀️

Aniden yüklenen farkındalıklar...

birçok yenilik

ortak player'a filmler eklendi, senkronizasyon bir tık daha iyileştirildi, film modu butonu eklendi ve yanlışlıkla başka bir yerlere dokunma kapatıldı. odaya girince bildirim de sesi eklendi. chat kısmı sadece o oturum için görünür kılındı (zaten öyleydi..).

keşfet sayfasındaki dedikodu alanına yazılanlara silme fonksiyonu eklendi, bayaa uzun sürdü, ama çalışıyor.

artık etiketler girdiğiniz sırayla gösterilmek üzere ayarlandı, test edilmedi, ama çalışıyor olmalı.

story story story diyenler için story eklendi, şimdi ben size diyorum story story story! hani story? ekleyin işte.

bölgeler saçmalığı keşfet'e eklendi. artık orada. işinize yaramıyordu zaten o yüzden en altta..

bir de künh medya eklendi, paylaştığınız görseller keşfette listeleniyor. biraz tumblrvari ama künh tarzında. #künhvari

eksik ya da bozuk bir şey görürseniz bildirim artık. istekleriniz de mi yok, her şeyi ben mi düşüneyim yahu..

🔁 priw4daisy2 kullanıcısından yeniden bloglandı

Zaten ne zaman beklenenler geldi ki.

Günaydınlar....

Geceleri boşverin, herkese iyi insanlar dilerim 🌙

Hastayım yahu.

ayıp olmasın diye diye yapacağımız asıl şeyleri yapmayarak en büyük ayıbı kendimize yapmadık mı?

Geç döndün bakmadın deməsinlər, ayıp olmasın diye mesajlara dönememek…

Bazı insanlarla şarkılar noktalanmalı, bir şarkının nakaratında takılı kalmamalı.

Bulanır miden aklın beni kusamaz.

Zaten ne zaman beklenenler geldi ki.

🔁 priw4daisy2 kullanıcısından yeniden bloglandı

Bir çocuğun gözlerinde yarını, bir bayrağın gölgesinde emaneti görürüm. Atatürk’ün bize bıraktığı en kıymetli miras; özgür bir vatan, aydınlık bir gelecek ve Cumhuriyet’e emanet edilmiş çocuklardır. Ruhları güzel, yolları açık olsun. 🇹🇷🤍

🔁 bedbahd kullanıcısından yeniden bloglandı

Yara almamak için giydiği zırhı taşımaktandı bütün yorgunluğu. Yara almamak için kalbinin etrafına demirden bir gece ördü. Sonra yıllarca o gecenin içinde yaşadı. Kimse ona dokunamadı belki, ama güneş de artık ona ulaşamadı.

Benim istediklerim mi olmuyor, yoksa ben olmayacak şeyler mi istiyorum?

İstanbul gibiyim artık! Gülmeyi Gülhane de bıraktım Vefayı bozacı da Ayasofya kadar yorgun Topkapı kadar yıkık Esenler kadar vedalara alışık Eyüp kadar kalabalık Eminönü kadar sıkıcı. İstanbul gibiyim yani. Uzaktan bakınca ışıl ışıl ama aslında yorgun,bitkin,tükenmiş. Ama hâlâ ayakta dimdik !

Lanet olsun sınavlara🤣🤣🤣

11/11/25 02:14

Gece sessizliğinde sadece ben varım. Düşüncelerim, hislerim, pişmanlıklarım. Belki diyorum bu böyle olmasaydı hayat bana neler getirecekti. Sonra "sadece hayat" zaten bir şekilde yine bu durumda olacaktım diye düşünüyorum. Geleceğe döndüğümde kara deliğin içerisinde buluyorum kendimi; yeni hisleri kabullenmek, eskilerin üstünü kapamak gibi... Her şey bir öncekinden beter oluyor. Her yaş sorumluluk getiriyor kendisiyle beraber. Sorumlulukta güç gerektiriyor. Her zaman aynı güçte olamıyorum. Direncim azalıyor, kalbim yoruluyor ama bu süreçte eksiler ve artılar birbiriyle kaynaştıkça ilerleyebilyorum. İlerledikçe hislerim de kayboluyor, robotlaşmışım gibi geliyor hayata ayak uydurmaya çalıştıkça. Belki de sadece kafamda kuruyorum bilmiyorum.

Otobüsün sol camından etrafı izlerken, sağ camından kaçırdıklarımızdan ibarettir bazen hayat